top of page

Yolculuk

Yolculuk etmek, insanoğlunun toplumsal gelişmesinde rol oynayan en önemli eylemlerden biridir. İnsanlar yolculuk ettikçe, yer değiştirdikçe öğrenmiş ve keşfetmiştir. Önce kendi benliğini, sonra yaşadığı doğayı, ayak bastığı dünyayı ve içinde zerre kadar olduğu evreni keşfetmiş, her birini anlamlandırmıştır. Her hissettiği anlam, onu yeni bir yolculuğa sürüklemiş ve bu arayışın sonucunda hemcinsleri ile etkileşime girerek medeniyetler kurmuş, yaratıcılara inanmış ve tüm bunları birleştirerek toplumsal düzenler oluşturmaya çalışmıştır.

Binlerce yıl boyunca birilerinin yolculukları ya da bu yolculukların sonuçları; yeni devletlere, yeni devrimlere ve yeni inançlara yol açmıştır. Kavimler Göçü, Buda’nın arayış yolculuğu, İslamiyet’te Hicret yolculuğu, Kolomb’un Amerika’yı Keşfi, Hz. Musa ve kavminin Mısır’dan kutsal topraklarına gidişi, Atatürk’ün İstanbul’dan Samsun’a geçişi… Bu ve bunun gibi birçok yolculuk insanlık tarihinde sonuçları hem bölgesel hem de küresel etkiler yaratan yolculuklardan bazı örneklerdir. Bu tip yolculukları yapmış bireyler veya toplumlar amaçlarını, hayallerini oldukları yerde gerçekleştiremezdi. Gerçekleştirebilseler bile sadece birkaç kişinin etkileneceği, bugün bizim tarih kitaplarımızda yazmayan ve haberimiz bile olmayan küçük etkileriyle yok olup gidecekti.

Bir fikir veya amacın yeşerebileceği verimli toprak sizin ayak bastığınız yerde olmayabilir. Eğer onu yeşertmekte kararlıysanız yer değiştirmeniz gerekir. Amaçlarınıza uygun yeni topraklar, yeni toplumlar aramanız gerekir. Yoksa fikirleriniz, amaçlarınız ve hayalleriniz sizinle birlikte yok olacaktır. Bugün “beyin göçü” dediğimiz bir kavram var; dünya tarihi onlarca düşünür ve bilim insanının kendi ana topraklarını terk ederek başka bir toprakta filizlendirdikleri ve dünyaya armağan ettikleri buluşlarla ve ideolojilerle doludur.

Yolculuk etmeyen, kendi konfor alanından çıkmayan insanlar, o konfor alanının sunduğu kadarı ile yetinmek zorundadırlar. Sadece o alandaki meyvelerin tadını bilebilirler, sadece o alandaki bitki örtüsünü tanıyabilirler, dünyayı sadece o alanda gördükleri kadar zannederler ve sadece o alanda öğrenebildikleri kadar bilgiye sahip olabilirler. Oysaki konfor alanından çıkıp yolculuk eden insanlar, daha önce bilmediklerini öğrenmeye, hiç görmediklerini keşfetmeye, hayal edemedikleri ile karşılaşıp şaşırmaya başlarlar. Bu duygularla körüklenen merak ateşleri harlandıkça yolculukları devam eder.

Gelişen teknoloji ve küreselleşen toplum ile yolculuk etmek, bugün neredeyse her insanın günlük yaşamının bir parçası haline geldi. Bugün insanların çok büyük bir bölümü en azından senede bir kez tatil için de olsa bir yolculuğa çıkıyor. Her tatili de farklı bir yerde yapmak istiyor. Peki, bu isteğin temelinde ne var? Yolculuk eyleminin temelinden asla koparılamayacak merak ve keşfetme duygusu var. İnsanlar yolculuk ettiklerinde daha önce görmedikleri bir şeyler görmek ister. Bir şehre iş seyahati için bile gidecek olsalar o seyahatte hemen bir fırsat yaratıp gittikleri yeri gezmek isterler. Günümüzün gelişmiş ulaşım imkânları yolculuk etmeyi oldukça kolaylaştırmış durumda. Ancak bu imkânlar yavaş yavaş ona anlamını kaybettiriyor. Sanal dünyalar ve simülasyonlar gibi teknolojiler yerinizi bile değiştirmeden dünyanın istediğiniz yerini görmenize imkân sağlıyor. Google Map’in Street View özelliği ile şu an dünyanın herhangi bir sokağını saniyeler içinde görüntüleyebiliyorsunuz ve sanal olarak o sokakta yürüyebiliyorsunuz.

Eskiden bir köyden çıkıp şehre giden bir delikanlı, geri döndüğünde köyün ortasındaki kahvede günlerce şehri köylülere anlatırdı. Köylüler de merak dolu bakışlarla bu delikanlıyı dinlerdi. Bu delikanlı tasvirlerin içine hiç olmadık şeyleri eklese bile hiçbir köylü, “Hadi oradan!” demezdi. Çünkü o anlatılan şehir onun için hiç bilmediği bir yerdi. Bilmediği, görmediği yerde aklına gelemeyecek her şey olabilirdi.

Bugün insanlar oturduğu yerden bir kitlesel devrim başlatabiliyor, yepyeni bir inanç sistemi oluşturup bunu hiç yerinden kalkmadan insanlara yayabiliyor. Ama insanın fiziksel yolculuğu durdu mu? Tabii ki hayır. Genlerimize işlemiş duygular bizi hep yolculuk etmeye itiyor. Dünyanın her noktasını keşfetmiş durumdayız ve artık yolculuklarımızı bu dünyanın dışına taşıdık. Ay'a bir yurtdışı yolculuğu yapar gibi gidip gelebilecek teknolojiye sahibiz. Yakında Mars'a da canlı olarak gitmiş olacağız. Bu satırları bugün, yayınladığı ilk gün okuyan biz insanların ömrünün yetmeyeceği bir gelecek yılda, belki de torunlarımız galaksideki bir gezegende oraya yerleşmelerini sağlayan ilk yolculukların tarihini ders olarak öğrenecek ve birileri o yolculukları “anlamlandıracak”.






Commenti


bottom of page