top of page

Manga’ların Çıkmayan Mürekkep Lekesi

Bilmeyenlerimiz için Manga sözcüğünün ne olduğuna değinelim. Manga; Japon çizgi romanı olarak zihinlerimizde yer etmiş olsa da aslında kendi dilinde tüm çizgi romanları ifade eder. Ancak yazımızda spesifik bir kültürü ifade eden anlamıyla Japon Manga kültürünü ve geçmişini siz değerli okurlarımıza aktarmaya çalışacağım. Hadi gelin bu çizgi romanların doğuşuyla başlayalım.

Bu çizgi romanlar şu tarihte ortaya çıkmıştır demek zor gözüküyor. Ancak Japon estetiğinin önemli bir kültürel ögesi konumunda olan Manga için; 12. Yüzyılda Zen Budistlerinin çizdikleri illüstrasyonların toplanması ve çizgi roman haline gelmesiyle doğmuştur diyebiliriz. Dönemin izlerini taşıyan ilk eser; Choju Giga adındaki keşiş tarafından oluşturulan hayvan figürleridir. Choju Giga bu eserde çeşitli hayvan çizimleri yaparak keşişler ve soyluların davranışlarını, farklı etkinlerini mizahi üslupla dizi halinde sunmuştur. Tabii Zen öğretisinin Japon estetik anlayışına katmış olduğu ilk dönem konularının ardından Manga’nın gelmiş olduğu nokta bambaşka. Sanayileşmenin ve ticari kaygının beraberinde getirdiği bayağı, estetik kaygıdan uzak düşüncelerin ortaya koyduğu eserleri günümüze kadar görmekteyiz. Kültürün temellerini oluşturan orijinal olanın aksine temas etmek istediğimiz, bembeyaz kâğıt üzerine çizilmiş Manga’lara damlamış mürekkep lekeleri… İçeriğin ve eserin niteliği düşünülmeden ortaya çıkmış ‘‘ucuz’’ çizgi romanlar. Ne yazık ki bu lekeler günümüzde Manga çizimlerinin önüne geçmekte.




İçi boş, temellendirilmemiş bir zemin üzerinden hareket etmekten imtina ederiz. Bu nedenle tarihsel süreçte belgeler ile ortaya konulmuş verileri kullanarak durumu ifade etmeye çalışacağız. 1960’lı yılların sonlarında Shonen Jampu- diğer bir ifadeyle Boys Jump- dergisi piyasaya sunulmuştur. Dergi yazarlarının arasında olan Nagai isimli çizerin Harenchi Gakuen adlı kitabına ve kendisine pek çok eleştiri gelmesine rağmen dergi ilerleyen dönemlerde popülaritesini arttırmıştır. Kitaba yöneltilen eleştirilerin başında çocuklar için son derece erotik ögeler barındırdığı yer almaktadır. Nagai eserini öğrencileri öğretmenleriyle beraber müstehcen sayılabilecek çıplaklık halindeyken onları izleyerek resmetmiştir. Bu durumu öğrenen çok sayıda Japon dernek ve anne-baba tarafından eleştiri yağmuruna tutularak protesto edilmiştir. Fakat toplumun bir kesimi karşı tutumda yer alırken diğer bir kesim de desteklemiş olacak ki: 2004 yılı gibi eski tarihte derginin satışları 6,5 milyonu aşmıştır.


 Redikomi

Benzeri içeriklerin yer aldığı ve Manga’nın bir türü olarak nitelendirilen Redikomi ise Japon kadınları için hazırlanmış çizgi romanlardır. Her ne kadar başlangıçta 15’inden 45’ine doğru uzanan kadınları kapsayan genel bir yelpazeye sahip olması, sonrasında sergilenecek yetişkin içeriklerinin önünü kesemedi. Popülaritenin sürdürülmesi adına erotik ögeler ön plana çıkarıldı. 90’lı yıllara gelindiğinde daha modern konulardan olan; boşanma, aile içi şiddet, kadın hastalıkları gibi konular dahil edilmiş olsa da Redikomi’nin geçmişinde bu mürekkep lekeleri var olmaya devam edecektir.


Günümüzde erotizmin görsel ögelerle, sosyal kanallar aracılığıyla tüketilmesi Manga ve Anime kültürünü de gölgesi altına almıştır. Bahsettiğimiz konuların sanattan ve öğretiden uzak, bayağı düşüncelerin eserleri olduğunu tekrar hatırlatmak isteriz. Yetişkinlerle özel üretilmiş eserler için görece olmalı sesleri ortalıkta dolaşsa da Manga ve Anime içeriklerinin özellikle genç kitle tarafından tüketildiği unutulmamalı. Ayrıca çocuklar ve henüz erişkin olmamış bireyler için piyasaya sürülmüş birçok çizgi romanda ve bunun dijital ayağındaki animelerde erotizmi çağrıştıran pek çok öge yer almakta. Ne yazık ki popülaritenin korunumun bir taşını da bu oluşturuyor. Diğerlerine nazaran artması umudunu beslediğimiz sanatsal ve eğitim değeri taşıyan Manga’ları bunların dışında tuttuğumuzu ifade edelim.

Peki geçmişten günümüze gelen bu mürekkep lekesini nasıl çizgi romanlardan çıkaracağız? Bu da başka bir Karavan yazısının konusu olsun. Düşünce ikliminin ilk esintisi olma gayesiyle: Öncelikli sorumluluğun denetleme mercii olan kurum ve derneklerle birlikte çizerlerde olduğu kanaatindeyim. Ancak altını şiddetle çizmeliyim ki yazının başında da gördüğümüz gibi içerikler okuyucu nezdinde var oluyor. Bizler içerikleri okuyarak ya da okumayarak yönlendirme gayretinde olmalıyız.


Kaynak

Yerelden Evrensele Japon Anime ve Manga Sanatı/ Çiğdem Taş Alicenap




댓글


bottom of page