top of page

E-ticaret Uzmanı İle Kısa Bir Sohbet

Said Ekmekçioğlu ile e-ticarete başlayışını ve de online alışveriş ve ticarette bulunan herkesi ilgilendirecek konuları konuştuk.

"Bizim işimiz sihir." cümlesinin derinliklerine inip tasarım ve fotoğrafçılık hakkında sohbet ettik. Online alışveriş sizin de hayatınızın bir parçası ise röportajımıza bekleriz.


Bize biraz kendinizden bahseder misiniz?

Said Ekmekçioğlu, 1986 Kütahya doğumluyum. Evli, bir çocuk babasıyım. 2008 yılından beri Kütahya’da Merkez ve Tavşanlı ilçelerinde hizmet veren süpermarket zincirinde çalışmaktayım. İşyerindeki vazifem Halkla İlişkiler ve E-Ticaret. Fıtratım gereği tempolu işleri seviyorum, bu yüzden bu sektörün dinamiğine çabuk uyum sağladım. On üç yıl içerisinde süpermarket işinin her kademesinde çalıştım ve son olarak görselliğe olan ilgim ile grafik tasarım işlerine merak sardım. Bu arada belirteyim bu işi yapan alaylılardanım. Bu işin okulunu okuyamadım. Uzaktan eğitimler, seminerler ve kendi merakımla öğrenerek hâlâ kendimi geliştirmeye devam ediyorum. Bunlara ek olarak her sektör e- ticarete geçtiği gibi süpermarketçilik de bu yöne doğru kayıyor. 2018’den beri iş yerimde e-ticaret grubunun da başındayım.


Bu meslekte bulunmaya nasıl karar verdiniz? Ne zaman başladınız? Hangi sektörlerde bulundunuz?

Bu sektöre başlamadan önce emlak sektörü ve cami iç dekorasyon işlerinde çalıştım. Açıkçası beni bu mesleğe kendiliğinden oluşan şartlar kanalize etti çünkü bu işle alakalı bir eğitim almamıştım. 2008 yılında sektöre başlayınca çeşitli pozisyonlarda çalıştım. Benim görselliğe ilgim vardı. Bununla ilgili fikirler üretmeye başladım. Bu da yöneticilerin dikkatini çekti. Beni halkla ilişkiler pozisyonunda değerlendirme kararı aldılar. Ben de bu iş üzerine eğitimler almaya başladım. Hem çalışıp hem öğrendim. Zaten sektöre başladığım yıllarda marketçilik, tek noktadan hizmetten zincir marketçiliğe evriliyordu. Eskiden büyük marketler vardı. İnsanlar hafta sonları market ihtiyaçları için arabalarına binip uzak noktalardaki büyük marketlere giderlerdi. Yerel marketler, 2004’te ulusal büyük marketlere karşı ayakta durabilmek için şubeleşme yolu ile müşterinin ayağına gitti ve bu öngörü başarılı oldu. Zincir marketlerin ulusallara karşı ayakta kalmasını sağladı. Kısacası ben bu büyüme sürecine denk geldim. Sektör büyüdü, işyerim büyüdü ben de bilgi ve birikim olarak büyüdüm. İnsan sevdiği işi yaptığında mutlu ve başarılı oluyor.


E-ticaret gelişme sürecinden, yaşadığınız zorluklardan bahseder misiniz?

E- ticaret büyük bir dünya. Biz bu dünyaya süpermarket gözlüğü ile bakıyoruz. Yani internet üzerinden ürün satıp kargo ile gönderen sitelerden çok farklı bizim işimiz. Biz ürünün yanı sıra hizmet de satıyoruz. Yani müşterinin kapısına yarım saat içinde domates götürüyoruz. Önceden dediğim gibi sektörün dinamiği çok yüksek, son on üç yılda tek noktadan hizmetten şubeleşmeye evrildiği gibi pandeminin de etkisi ile marketler sanal ortama taşındı. Bizim şu an kırk üç şubemiz var. Bulunduğumuz lokasyonda neredeyse her köşe başında varız. Fakat zamanın gerisinde kalamazdık. Biz de 2018 yılında sanal marketçiliğe başladık. Bu işe başlamanın zorlukları yok değil, her işin olduğu gibi bu işin de başlangıç süreci sancılıydı. Size karşılaştığımız ilk zorluktan bahsedeyim. İşe başlarken hazır bir paket program alıp altı ay içerisinde tekeri döndürmek mi? Yoksa kendi iş yerinize özel, sisteminizle birebir bütünleşmiş ve kırk yıldır hizmet verdiğiniz müşterilerinizi tanıyıp onlara kullanım kolaylığı sunan bir uygulama hazırlamak mı? İkincisinin hazırlık süreci daha fazla olmasına rağmen uzun vadede planlama yaparak onu seçtik. Çok zorlandık fakat iyi ki de onu yapmışız. Şimdi bizimle aynı hizmeti veren rakiplerimize karşı bize üstünlük sağladı.


Günümüz şartlarına göre e-ticaret mi/ ticaret mi? Arasındaki farklardan, artılarından ve eksilerinden bahseder misiniz?

Günümüzde yapılan ticaretin sadece %5’i e-ticaret. Kendimizin ve çevremizdeki insanların sürekli internet üzerinden bir şeyler aldığını gördüğümüz için bize herkes e-ticareti kullanıyor gibi gelebilir. Halen uzaktan alışverişe güvenmeyen, alacağı ürüne ücretini

ödemeden dokunup bakmak isteyen çok insan var. Fakat bence bu işin en büyük artısı bizlere hız ve zaman kazandırması oldu. Bir gün ayırıp mağaza mağaza gezmiyoruz. Oturduğumuz yerden sepete atıyoruz. Ertesi gün geliyor, deniyoruz, beğenmezsek hemen iade başlatıp anında geri gönderebiliyoruz. Yaşadığımız dönemde bir tek zamanı satın alamıyoruz. Bu noktada iyi oldu. En büyük eksisi de maalesef tüketim çılgını olduk. E-ticaret firmalarının yaptığı birbirinden başarılı pazarlama taktiklerine yenik düşerek ihtiyacımız olmayan ürünleri de almaya başladık. Üniversitede bize ekonominin tanımı olarak “İnsan ihtiyaçları sınırsızdır. Sınırlı kaynaklarla sınırsız ihtiyaçların giderilmesidir. İnsanın ihtiyaçlarını karşılamada yapılan her türlü faaliyeti içerir.” diye öğretmişlerdi. Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın Bey’in bir söyleşide söylediği şu sözü çok hoşuma gitmişti: “İnsan ihtiyaçları sınırsız değil, arzuları sınırsız.” İşte efsane cumalar, ikincisi %50’ler, sezon sonu indirimleri bizim ihtiyaçlarımızı değil arzularımızı tetikliyor.


E-ticaret için sermaye gerekli mi?

Muhakkak sermaye gerekli fakat satacağınız ürüne göre değişiyor. Çok büyük sermayelere ihtiyaç yok. Amazon, Hepsiburada, Trendyol ve Gittigidiyor gibi e-ticaret denilince akla ilk gelen pazar yerleri yeni girişimcilerin önünü açıyor. Bu mecralarda küçük sermayeler ile iş yapılabilir. Kendi platformunu oluşturmanın maliyeti yüksek.


E-ticaret alışverişlerinde müşterileri ve satıcıları bekleyen tehlikeler nelerdir? Nasıl önlem alınmalı, nelere dikkat edilmeli?

İki temel tehlike var. Satıcı ürünü gönderir, parasını alamaz. Müşteri parasını gönderir, ürünü alamaz. Hemen hemen her gün haberlerde örneklerini görüyoruz. Bunun önlemi güvenilir mecralardan ve sınırlı limiti olan sanal kartlar ile alışveriş yapmak.


Site tasarımının satışa olumlu etkisi oluyor mu?

Tabii, site tasarımının çok etkileri var. Güven vermeli, kullanışlı olmalı ve kullanıcı en az tıkla sonuca ulaşabilmeli. Hatırlarsanız eskiden sitelere üye olmak için ne kadar çok bilgi doldururduk. Şimdi ya telefon numaramız ya da mail hesabımızla hızlıca üyelik oluşturup hemen kullanmaya başlıyoruz. Site oluşturmada her şey satış odaklıdır.


E-ticaret site tasarımı için kurulum aşamasında harcanan süreden bahseder misiniz?

Biz bir yılda oluşturabildik. Tabii bu süreç sadece site değil marka oluşturma, mobil uygulama, web sitesi, maskot (N11’in uğur böceği, Cimri’nin ahtapotu vb.) gibi aşılması gereken süreçler var.


E-ticaret site tasarımını uzman kişilere tasarlatmanın bir avantajı var mı? Amatörce tasarlanan bir site satıcısını bekleyenler nelerdir?

Hedef e-ticarete girip iş yapmaksa vakit kaybetmemek lazım. Bu yüzden profesyonel destek şart.


Grafik tasarım için okul okumak/bir sertifika almak yeter mi? Gelişmek yıllarda mı saklı, hayal gücünde mi?

Bence ne iş yapacaksak, hedefimiz ne ise onun okuluna gitmek eğitimini almak çok önemli ve değerli. Bu grafik tasarım için de geçerli. Gerçi size bunu söyleyen bir alaylı fakat grafik tasarıma merakınız varsa muhakkak okulunu okuyun. Bu işte gelişmek bitmiyor. Yenilikleri takip etmek lazım, yenilikler size ilhamlar veriyor. Yeni gördüğünüz bir projenin farklı varyasyonlarını üretebiliyorsunuz. Kendi özgünlüğünüzü katabiliyorsunuz. Hayal gücü olmadan grafik olmaz, kimsenin göremediğini görmelisiniz. Grafik işinde en büyük sermayeniz hayal gücünüz, bu sizi farklı kılıyor.


Fotoğrafçılık işin ne kadarını oluşturuyor? Fotoğrafta kalite, açı, ışık vb. unsurların kalitesi ürün satışını etkiler mi?

Fotoğrafçılık grafik tasarımın yüzde şu kadarı diyemem. Işığı güzel yakalanmış, doğru açısı olan bir fotoğraf satışı muhakkak etkiler.

Meşhur, ikinci el araç satışı yapan bir siteden araç bakarken çok güzel bir otomobil bulduk. Otomobilin fotoğraflarına baktık çok hoşumuza gitti. Telefon görüşmesinin ardından araca bakmak için gittiğimizde sitede gördüğümüzün farklı bir otomobil olduğunu düşündük. Galerici öyle fotoğraf çekmiş ki araç olduğundan bambaşka görünüyordu. Keşke o abimiz galericilik değil de fotoğrafçılık yapsaydı diye düşünmüştük.


Fotoğrafçı fotoğrafa ruhu veren midir yoksa ruhu yakalayan mı?

Ben genelde tasarımlarımda kullanmak için ürün fotoğrafları çekiyorum fakat çok az da olsa amatör olarak adlandırıyorum kendimi. Doğa ve manzara fotoğrafları da çekiyorum. Bence fotoğrafçı ruhu yakalayandır. Fotoğrafın ham halinde her şey vardır.


Bu işe yeni başlayacaklara neler söylemek istersiniz?

Eğer bu işe merak duyan, heyecanlı, hayal edebilen biriyseniz aklınızdakini bilgisayara, kâğıda, ekrana yansıtın; insanları büyüleyin çünkü bizim işimiz sihir.


Bize vakit ayırıp röportaj verdiğiniz için Karavan ailesi olarak çok teşekkür ederiz. Başarılı bir gelecek diliyoruz.


Rapporteur: Reyhan EKMEKÇİOĞLU

תגובות


bottom of page