top of page

Bir Heavy Metal Band Analizi: “Praying Mantis”

1979 yılında ortaya atılan Yeni Dalga İngiliz Heavy Metal kavramı pek çok grupla hayat bulmayı başarmıştır. Iron Maiden, Def Leppard, Motörhead ve daha pek çok grup bu akımın etkisi ile özellikle Avrupa rock müzik piyasasını ciddi bir biçimde etkilemiştir. NWOBHM yani Yeni Dalga İngiliz Heavy Metal hakkında yazmaya başlasam sanırım ona ayrı bir yazı dizisi oluşturmam gerekir. Bu yazımdaki konu, NWOBHM içinde nadide bir yer edinen, en ama en sevdiğim gruplardan biri olan Praying Mantis.

Hani yabancıların sıklıkla kullandığı ve yeteri kadar değeri verilmemiş anlamı taşıyan “underrated” kelimesi var ya işte bana göre o kelime Praying Mantis için söylenmiş. Bu yalnızca bizim ülkemiz için geçerli olmuş olsa bir şekilde anlaşılır ama Japonya dışında kendi kabuğunu kıramamış Praying Mantis hatta kendi ülkeleri İngiltere’de bile...


Bu bir Wikipedia yazısı olmayacak. Bundan dolayı Mantis hakkında ansiklopedik bilgi almak için bu yazıyı okuduktan sonra daha detaylı bir araştırma yapmak isteyebilirsiniz. Hani bir paragraf önce İngiltere’de bile kendi kabuğunu kıramamış dedim ya Mantis için aslında 1981 yılında çıkardıkları “Time Tells No Lies” albümü oldukça başarılı olmuş bir albüm. Grubun bugün bile kült haline gelen parçalarından “Children Of The Earth” ve “Running For Tomorrow” gibi parçalar,bu albüm ile hayat bulan parçalar.Benim görüşüme göre de Mantis’in en iyi albümü. Albümde Steve Carrol, Tino Troy, Mike Troy ve Dave Potts yer alıyor. Grupta bir vokal sıkıntısı var ama bu çok da kötü bir sıkıntı değil. Hem back vokallerin kalitesi hem de ana vokaller oldukça iyi bir şekilde taşımış şarkıları. Mesela Running For Tomorrow şarkısında vokal, Steve Carrol’a aitken Lovers to the Grave şarkısında mikrofonda Chris Troy var.

Grup, kurulduğu yıldan beri birçok farklı müzisyene ev sahipliği yapmış. Grubun sabit elemanları aynı zamanda grubun kurucuları olan Troy kardeşler. 1981 yılındaki albümden sonra Mantis bir süre kadar aktif olamıyor. Aktif olamıyor ancak gruptaki her isim yoluna bir şekilde devam ediyor. Mesela Troy kardeşler, Bernie Shaw (Kendisini Uriah Heep’den tanıyoruz.) ve eski Iron Maiden davulcusu Clive Burr ile Stratus grubu ile bir albüm çıkarıyorlar. Yine bu dönemde Clive Burr’s Escape grubu da NWOBHM tarzında bir albümle karşılıyor bizi.



90’lı yılların henüz başında özellikle Japonya piyasasında büyük bir istek doğuyor ve Praying Mantis ekibi tekrar yollara düşüyor.1990 yılında Japonya turnesine çıkan grup, bu konserlerden kaydedilmiş bir konser albümü çıkarıyor. Bu sefer ekip biraz daha güçlü. Mesela hepimizin Iron Maiden’dan tanıdığı metal müziğin asi çocuğu Paul Di Anno vokalde karşımıza çıkıyor. Di Anno’yu dinleyenler onun tarzını Mantis ile tam olarak uyuşturamaz aslında. Ben de ilk rastladığımda “Acaba” dedim ama özellikle Iron Maiden dönemlerinden çok sıkı performanslar var. Tabii bir de Running For Tomorrow kaydı var ki muazzam keyif veriyor. Bu albümde gruba bir isim daha katılıyor. O da yine Iron Maiden’den tanıdığımız gitarist Dennis Stratton. Dennis Stratton benim için Praying Mantis’in kemik kadrosundaki değişmez isimlerden. Kendisini bugünlerde Lionheart grubunda canlı canlı dinleyebilirsiniz. Her neyse, Dennis Stratton meselesine birazdan daha detaylı değineceğim.


Di Anno

Japonya turnesinden sonra grup, Praying Mantis’i geçici olarak toplamak yerine eski günlerdeki gibi uzun süreli bir proje yapmaya karar veriyor. Bunun doğrultusunda da ikinci stüdyo albümü olan “Predator in Disguise” albümünü 1991 yılında çıkarıyor. Bu albümde Di Anno yok. Troy kardeşler, Dennis Stratton ve Bruce Bisland bizi albümde karşılıyor. Benim de en sevdiğim albümlerden biri olan Predator in Disguise (Albüm kapağına ayrı hayranım.), Can’t See The Angels, Time Slipping Away, The Horn gibi muazzam parçalara sahip. Hatta bana göre enstrümantal bir parça olan The Horn, Yeni Dalga İngiliz Heavy Metal akımının milli marşı gibi. Şarkıların genelinde vokalde yine Chris Troy’u görüyoruz. Chris Troy naif bir sese sahip. Bundan dolayı bazı şarkılar pop metale kayıyor olabilir ancak gerek elektro sololar gerek davul bizi, o klasik Praying Mantis ile buluşturuyor.

90’lı yıllar bir dizi albüm birbirini izliyor. 1993 yılında çıkan “A Cry for the New World” albümünde vokal bir kez daha değişiyor. Colin Peel başarılı bir performansla Journeyman, Dangerous gibi parçalara hayat veriyor. Yazımın başında da belirttiğim gibi vokal konusunda istikrarı yakalayamaması belki de Praying Mantis’in en büyük şanssızlıklarından biri. Bu süreçte oldukça kaliteli isimlerle de çalışılmış. Bunlardan biri de Gary Barden. Daha önce Michael Schenker Group ile adını duyuran Barden, 1995 yılında gruba dâhil oluyor. Grupla bir stüdyo albümü bir de canlı konser albümü çıkarıyor. To the Power of Ten albümü içinde Victory, Don’t Be Afraid of The Dark gibi kaliteli parçalar barındırıyor. Ama asıl efsanevi olan şey, yine aynı yıl çıkan canlı konser albümü olan Captured Alive in Tokyo City.



Kasım 1995’te Japonya turnesinde Tokyo Kawasaki Club Citta’da sahne alan Praying Mantis, bu konserin hem albümünü hem de konserden görüntülerin yer aldığı bir videokaset çıkarıyor. Bugün internet sağ olsun, albüm kadar temiz bir kayıtla bu konser görüntülerini de temiz bir ses ve görüntü ile bize aktarıyor. Bu konserde karşımıza sürpriz bir isim de çıkıyor; Clive Burr… Gruptaki herkesle yakın arkadaş olan Burr, Japonya turnesine davet ediliyor. Davulda o kadar muhteşem bir performans ortaya koyuyor ki hani konseri bir kez izliyorsunuz, sonra sadece Clive Burr için tekrar izliyorsunuz. Iron Maiden’den alkol sorunları yüzünden ayrılmak zorunda kalması gerçeği ve 90’lı yıllarda yakalandığı MS hastalığı yüzünden bu turneden sonra müzik kariyerinin bitme noktasına gelmesi üzücü detaylar olarak karşımıza çıkıyor.

Bu konserden biraz daha detaylı bahsetmek lazım sanırım.


Clive Burr gençliği

Şarkı seçimi tamamen konsere gelecek Mantis hayranları tarafından yapılmış. Benim bir oy hakkım olsa sanırım Garry Barden’dan Running For Tomorrow dinlemek isterdim. Konserde harika bir Children of The Earth performansı var ki yerinizde duramıyorsunuz. Hele seyircilerin işin içine katıldığı Rise Up Again… Kısacası konser gerçekten “Bir zaman makinesi olsa da o konsere gitsem.” dedirtiyor. Olsun, biz şimdilik sadece YouTube videosu ile yetinmek zorunda kalıyoruz. Nankörlük yapmayalım bence bu da bir lüks. Yazıyı çok uzatmamak adına bu noktadan sonra biraz daha kısa keseceğim. Gary Barden’ın da gruptan ayrılmasından sonra 1998 yılında çıkarılan Forever in Time albümünde vokalde karşımıza Tony O’Hora çıkıyor. Bu albümdeki favori parçalarım ise Best Years ve The Messiah. 90’lı yıllar sadece konser ve stüdyo albümlerine değil, bazı tekliklere de ev sahipliği yapıyor. 1993 yılında "Only the Children Cry" ve “Turn the Tables" gibi teklikler yayınlanıyor ve özellikle Japonya pazarında oldukça ilgi görüyor.





2000’li yıllar Praying Mantis için 3.kez kabuk değişimi anlamına geliyor. 2003 yılındaki The Journey Goes On albümü ile Dennis Stratton son kez grupta yer alıyor. Davulda Bruce Bisland’ın da olmayışını düşündüğümüzde eski kadro bu yıldan sonra dağılıyor ve grup yine Troy kardeşlerin önderliğinde yeni maceralara atılıyor. Benim için her albümün yeri farklı olsa da en çok sevdiklerim genelde 1981-2003 yılları arasında olanlar. 2003 yılından sonra da albümler gelmeye devam ediyor. 2009 yılında Sanctuary, 2015’te Legacy ve son olarak 2018’de Gravity albümleri piyasaya sunuluyor. Üç albümde de çok kaliteli parçalar var elbette ama o ilk havayı yakalamak biraz zor olabiliyor. Yine de bu albümlerin müzikalitesini aşağı çekmez kesinlikle. Sadece kişisel bir görüş olarak benim genel favori parçalarım 1981-2003 arasında.

Grup, bugün hala aktif bir şekilde çalmaya devam ediyor. Turne takvimlerini grubun sosyal medya hesaplarından takip etmek mümkün. Maalesef Türkiye’ye hiç gelmediler ve gelmeleri de pek mümkün değil ancak biz yine de çağrımızı yapalım belki bir gün yolları Türkiye’ye düşer. Praying Mantis’in tüm albümlerine hem Spotify hem de YouTube yardımı ile ulaşabilirsiniz. Ben, YouTube’u tercih ediyorum çünkü özellikle bazı türlerde size sunabildiği seçenekler çok fazla oluyor. Örneğin; 2011 yılındaki Metalmorphosis tekliklerine ulaşmama YouTube yardımcı oldu. Metalmorphosis içerisinde oldukça güzel NWOBHM örnekleri bulmak mümkün. Yazının içerisinde bahsettiğim gibi grup üyelerinin farklı çalışmalarını dinlemek için de YouTube’u kullanabilirsiniz. Örneğin; Clive Burr- Escape ve Dennis Stratton & Paul Di Anno ikilisinin 90’lı yılların başındaki projesi olan The Original Iron Men şarkılarını dinlemenizi öneririm.


Dennis Stratton gençliği

Yazıya başlarken kendimi ne kadar “Yazıyı uzun tutma!” diye şartlamaya çalışsam da görüldüğü üzere kısa hali bile üç sayfayı doldurmama yetti. Âdettendir diyerek yazının altına yine bir şarkı linki bırakmayı düşünüyorum ama bunu yazarken yazıyı kısa tutmaktan daha çok zorlandığım da açık ancak tercih hakkımı benim için çok ayrı bir anlam taşıyan 1995 Japonya konserindeki Children Of The Earth parçasından yana kullanıyorum. Şimdiden keyifli dinlemeler...Yine yazımın sonuna en sevdiğim “10 Praying Mantis” şarkısını da not ediyorum. Dinlemek isteyenler için güzel bir başlangıç rehberi olabilir. Akıp giden hayat sizi nereye götürür bilinmez ama kendinizi sevdiğiniz şarkıların akışına bırakarak hareket etmeniz gereken zamanları yabana atmayın. Hem ne demiş Praying Mantis:“Time Tells No Lies.”Yani “Zaman Yalan Söylemez.”



En sevdiğim 10 Praying Mantis Șarkısı:

1- Children Of The Earth (Mümkünse Live albümünden)


2- Running For Tomorrow


3- Can’t See The Angels


4- Lovers To The Grave



5- The Horn


6- Time Slipping Away


7- Future World


8- Don’t Be Afraid Of The Dark


9- Thirty Pieces of Silver


10- Dangerous


Comments


bottom of page